03 Eylül 2014 Çarşamba

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI NASIL BAŞLADI NASIL BİTTİ?

17 Aralık 2012, 12:55
Bu makale 5040 kez okundu
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI NASIL BAŞLADI NASIL BİTTİ?
Mithat Atabay

Birinci Dünya Savaşı, Büyük Sırbistan hülyası ve Panslavist propagandanın heyecanı içinde bulunan Sırpların hazırladığı bir suikast ile ve Avusturya-Macaristan veliahdı Arşidük Ferdinand’ın eşi ile birlikte, 28 Haziran 1914 tarihinde “Princip” adlı bir Sırplı tarafından Saraybosna’da öldürülmesi üzerine başladı. Bosna-Hersek’in Avusturya-Macaristan tarafından ilhakına bir tepkisi olan bu olay karşısında, Avusturya-Macaristan, Rusya'nın da savaşa gireceğini hesaplayarak, Almanya’nın desteğini sağladıktan sonra, 23 Temmuz 1914 tarihinde Sırbistan’a kırksekiz saatlik bir ültimatom verdi.  Rusya Sırbistan’ı destekledi ve Avusturya-Macaristan’ın verdiği ültimatomdaki isteklerin önemli bir bölümünü reddetti ve seferberlik ilân etti. Avusturya-Macaristan bunun üzerine 28 Temmuz 1914 tarihinde Sırbistan’a savaş ilân etti. İngiltere diplomatik yoldan savaşı önlemeye çalıştı ancak bir sonuç alamadı. Bunun üzerine Rus Çarı, askerlerin baskısı ile 31 Temmuz 1914 tarihinde seferberlik emrini verdi. Almanya, Rusya’nın seferberlik ilân ettiğini duyunca, hemen 31 Temmuz günü bir ültimatom vererek Rusya’dan oniki saat içerisinde seferberliğini kaldırmasını istedi. Rusya, bunu reddedince, Almanya 1 Ağustosta Rusya'ya savaş ilân etti. Bundan sonra Fransa’dan Almanya ile Rusya arasında çıkacak savaşta Fransa’nın tarafsız kalıp kalamayacağını sordu. Fransa buna belirsiz bir cevap verdi ve Fransa da hemen seferberlik ilân etti. Almanya, daha önce hazırlanmış olan Schlieffen Planı’na göre; Fransa ile çıkacak bir savaşta Belçika’dan geçerek Fransa’yı işgâl edecek ve sonra da Rusya’ya saldıracaktı. Bu nedenle Belçika topraklarından Alman askerlerinin geçmesini istedi. Belçika bunu kabul etmeyince, Almanya 3 Ağustos’ta Fransa’ya savaş ilân ederek Belçika’yı işgâl etmeye başladı. İngiltere, gelişen olaylar üzerine 4 Ağustos günü Almanya’ya savaş ilân etti. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu da 6 Ağustos 1914 tarihinde Rusya'ya resmen savaş açtı. Uzakdoğu’da Japonya, Avrupa devletlerinin bu durumdan yararlanarak Asya’da daha hızla yayılmak istedi. 15 Ağustos 1914 tarihinde Almanya’ya bir nota vererek Çin Denizi’ndeki donanmasını geri çekmesini istedi. Bu isteğine cevap alamayan Japonya 23 Ağustos 1914 tarihinde Almanya’ya savaş ilân ederek, Pasifîk’te bulunan Alman sömürgelerini işgâl etti. Avrupa’da başlayan savaş kısa sürede tüm dünyaya yayıldı.

Bu savaş şimdiye kadar dünyada görülmeyen özellikleri içeriyordu. O nedenle önce “Büyük Harp” daha sonra “Harb-i Umumi”, 1939’dan sonra ise “Birinci Dünya Savaşı” olarak isimlendirildi.

Bulgaristan’ın Fransız-Sırp saldırısı karşısında yenilmesi ve Makedonya Cephesi’nin çökmesinden sonra Bulgaristan 29 Eylül 1918 tarihinde Selânik Ateşkes Anlaşması’nı imzaladı.

Bu anlaşmaya göre Bulgaristan, Sırp ve Yunanlılardan aldığı hemen boşaltmayı kabul etti. Bulgaristan, ülkesinde bulunan Alman ve Avusturyalıları da dört hafta içinde sınır dışı edecekti.

 Avusturya İtilâf devletleri adına İtalya ile 3 Kasım 1918 tarihinde Padua yakınlarında Villa Guista’da Ateşkes Anlaşmasını imzaladı. Bu durum Çeklerin, Güney Slavların ve Polonyalıların ayrılık hareketlerini hızlandırdı. İmparatorlukta Macarlar, Sırplar, Hırvatlar, Slovenler, Çekler ve Avusturya Almanları bağımsızlıklarını ilân ettiler. Böylece Avusturya-Macaristan İmparatoru I.Karl, tahtsız kaldı ve 18 Kasım tarihinde devlet işlerinden çekildiğini belirtti. Habsburg hanedanı da imparatorlukla birlikte tarihe karıştı.

Macarlar, Michael Karolyi önderliğinde Avusturyalılara karşı ulusal meclislerini oluşturdular. Doğu Cephesi’nde savaşa son vermek üzere İtilâf devletlerine başvurdular. 4 Kasım 1918 tarihinde imzaladıkları Belgrat Anlaşması ile Macarlar için de savaş sona erdi. 16 Kasım1918 tarihinde Macaristan’da cumhuriyet ilân edildi.

Almanya ile kesin barışın iş başında bulunan hükûmetle değil, Alman halkının gerçek temsilcileri ile yapılacağı belirtildi. Alman İmparatoru II.Wilhelm, 9 Kasım 1918 tarihinde imparatorluktan feragat ederek sadece Prusya Kralı unvanı ile Hollanda’ya gitti. Almanya’da cumhuriyet ilân edildi. Almanya, 11 Kasım 1918 tarihinde Rethondes’te ateşkes anlaşmasını imzaladı.

Savaş sonunda Avusturya’nın çökmesi üzerine Polonya’da da önemli olaylar yaşandı. 7 Kasım 1918 tarihinde Lublin’de Daszynski başkanlığında geçici bir Polonya Hükûmeti kuruldu. 11 Kasım 1918 tarihinde Polonya bağımsızlığını ilân etti.

Birinci Dünya Savaşı sırasında Sırp, Hırvat ve Sloven kökenli aydınlar Londra’da Güney Slavların birliği ve yeni bir devlet kurulması için çapa sarf ettiler. Savaşın sona ermesi ile birlikte faaliyetlerine hız veren bu grup Sırplar, Hırvatlar, Karadağlılar ve Slovenlerden oluşan bir devlet oluşturdular. Sırp prensi I.Aleksandr, 1 Aralık 1918 tarihinde babası Petar’ın başkanlığında Sırp-Hırvat-Sloven Krallığı adı ile bir devlet kurulduğunu açıkladı. Bu krallık 1929 yılında Yugoslavya adını aldı.

Osmanlı Devleti’nde ise Mondros Ateşkes Anlaşması imzalandıktan hemen sonra savaşın suçlusu olarak gösterilen İttihat ve Terakki Partisi, genel kongre düzenledi ve bu kongrede partinin kapatılmasına karar verildi. İttihat ve Terakki Partisi’nin önde gelen şahsiyetlerinden; Sadrazam Talât Paşa, Harbiye Nazırı ve Başkomutan Vekili Enver Paşa, Bahriye Nazırı Cemal Paşa, Harbiye Levazım Reisi Topal İsmail Hakkı Paşa, Polis Umum Müdürü ve Halep ile Beyrut Valiliği yapmış olan Bedri Bey ve Azmi Bey, Partinin Genel Merkez üyesi Dr. Nazım Bey ve Dr. Bahattin Şakir Bey 2/3 Kasım 1918 gecesi gizlice yurtdışına kaçtılar.

1789 Fransız İhtilâli ile başlayan ve 1815 Viyana Kongresi ile kurulan Metternich Sistemi ve 1871 Alman üstünlüğü dönemi ile devam eden Avrupa’nın değişken statükosu, tüm dünyayı etkileyen Birinci Dünya Savaşı ile de istikrara kavuşamadı. Hatta Avrupa Bunalımından bir “Dünya Bunalımı”na nüştü.

28 Temmuz 1914’ten Almanya’nın silahlarını bıraktığı 11 Kasım 1918 tarihine kadar “4 yıl 3 ay 14 gün” devam eden Birinci Dünya Savaşı’na pek çok devlet katıldı. İtalya, önce tarafsız olduğunu belirtti. Daha sonra çeşitlik pazarlıklarla 20 Mayıs 1915 tarihinde İtilâf devletlerinin yanında savaşa katıldı. Bulgaristan ise 5 Ekim 1915 tarihinde İttifak devletlerinin yanında savaşa girdi. İtilâf devletleri Japonya ve Amerika Birleşik Devletleri’ni de yanlarına alarak sayılarını onikiye ulaştırdı.

Daha evvel Otuzyıl Savaşları ve Yüzyıl Savaşları yapılmışsa da bu savaşlar sürekli olan savaşlar değildi. Birinci Dünya Savaşı kesintisiz ve bütün şiddetiyle sürdü.

Savaş üç ana kıtada başladı. Dominyonlar ve sömürgeler de dikkate alındığında beş kıtada görüldü. Avrupa’da İspanya, İsviçre ve İskandinav ülkeleri dışında tüm ülkeler savaşa girdi. Savaşa toplam 66.038.810 asker katıldı ve bunlardan 38.051.786’sı ölü, yaralı, esir düştü veya kayboldu. İtilâf devletlerinin savaş boyunca askere aldıkları silahlı kuvvetlerinin toplam sayısı 43.188.810, İtilâf devletlerinin toplam kaybı 22.104.209’du. İtilâf devletleri savaşta askerlerinin % 52.3’ü kaybetmişti. En çok kaybı 9.150.000 askerle Rus Çarlığı vermişti. Bu sayı Rusya’nın toplam asker sayısının % 76.3’ünü oluşturuyordu. Onu 6.160.000’le Fransa ve 3.190.325 askerle İngiltere izlemişti. En az kaybı ise 1.210 askerle Japonya vermişti. Japonya’nın kayıp oranı % 0.2’ydi. (Kayıptan kasıt; ölü, yaralı, kayıp ve esir düşenlerdir.)

İttifak devletlerinin toplam silahlı kuvvetlerinin mevcudu 22.850.000’di. Toplam kayıpları (ölü, yaralı, kayıp ve esir düşenler) 15.947.577’di. Birinci Dünya Savaşı sırasında en büyük ordu Almanya’nındı. Almanya savaşa 11.000.000 kişilik bir orduyla katılmış ve 7.142.858 askerini kaybetmişti. İttifak devletlerinden ikinci büyük orduya Avusturya-Macaristan İmparatorluğu sahipti. 7.800.000 askerle savaşa giren Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, askerlerinin 7.020.000’ini kaybetmişti. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun kayıp oranı % 90’dı ve bu oran savaşa katılan tüm devletler arasında en fazla olandı. Osmanlı Devleti savaş boyunca 2.850.000 askeri silah altına almış, bu askerlerden 975.919’unu kaybetmişti. Kayıp oranı % 34.2 idi. Bulgaristan Krallığı ise 1.200.000 kişilik ordusunun 808.800’ünü kaybetmişti. İttifak devletlerinin savaşta kaybettikleri toplam asker sayısı oranı % 64.4’tü. Rakamlara bakıldığında bile daha az kayıp veren İtilâf devletlerinin savaşı kazandığı görülmektedir. 

Malî açıdan Birinci Dünya Savaşı’na bakıldığında; İttifak Devletleri’nin savaş giderleri 60 milyar dolar, İtilaf devletlerinin savaş giderleri ise 125 milyar doları aşmıştır. Osmanlı Devleti’nin savaş gideri 1.430.000.000 dolardı.

Bu savaşta yeni silah teknolojileri ilk kez kullanıldı. Bu çerçevede uçaklar bir saldırı ve savaş aracı haline dönüştü. Zırhlı savaş aracı olarak tank, denizaltı ve zehirli gazlar Birinci Dünya Savaşı’nı o zamana kadar yapılan savaşlardan ayıran özelliklerdi.

Birinci Dünya Savaşı sonuçları açısından; Endüstri, işçiler ve hükûmet arasındaki siyasal işbirliği deneyleri; Faşistler, komünistler ve bazı demokrat politikacılar tarafından arzulanan yeni bir devlet anlayışını getirdi.

Savaş ve savaş sonrasının acı ve olumsuz propagandaları çok yakında yeni bir savaşın geleceğini haber veren kin ve nefret duyguları yarattı.

Savaş ve barışı sağlama çabalarının ortak etkisiyle, savaş öncesi döneminin refahının temeli olan “kredi sistemi” zedelendi. Alman maliyesi ve parası mahvoldu. Alman halkı bugün 14 bin Mark olan bir ekmeğe ertesi gün 24 bin Mark ödemek zorunda kaldı. Dolayısıyla 1919 yılı koşulları, bugün de devam eden, para değerlerinde büyük dalgalanmalar dönemini başlattı. Bir ara bir Türk Lirasının karşılığı 4 milyar markı geçti.

Demokrasi dünyasının güç ve etkisi, bir daha geri gelmemek üzere, Amerika Birleşik Devletleri’nin eline geçti. Bunun en belirgin sonucu borçlanma olup; 1914 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Avrupa'ya 6 milyar dolar borcu varken, 1918 yılında Avrupa devletleri Amerika Birleşik Devletleri’ne 14 milyar doların üstünde borçlanmış durumdaydı. Bu dönemde başlayan borçlanma, enflasyon ve savaş korkusu günümüze kadar devam eden oluşumlar olarak varlığını sürdürdü ve sürdürmeye devam etmektedir.

Birinci Dünya Savaşı sonunda; Rus Çarlığı, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve Osmanlı Devleti yıkıldı.

Devletler ağır bir ekonomik bunalıma girdi. İngiltere, çok ağır bir ekonomik bunalıma sürüklenerek, Türk Millî Mücadelesi’nin de etkisiyle sömürgelerini yitirmeye başladı. Fransa, ağır ekonomik koşullar nedeniyle büyük bir demokrasi bunalımına düştü. İtalya, yenilmiş gibi bir durum alarak, ekonomik çalkantılara sürüklendi. Bu durum İtalya’da ilk faşist diktatörlüğün doğmasına sebep oldu. Amerika Birleşik Devletleri, ağır ekonomik bunalıma düştü ve bu sıkıntı tüm dünya ekonomisini etkiledi ve “1929 Dünya Ekonomik Krizine” yol açtı. Almanya’da sosyal burhan meydana geldi. Enflasyon çok yüksek değerlere ulaştı ve 1933’te nasyonal sosyalist bir rejim kuruldu. Hitler iktidara geldi ve dünya hızla İkinci Dünya Savaşı’na sürüklendi. Polonya, Çekoslovakya, Macaristan, Yugoslavya, Litvanya, Türkiye gibi yeni ulusal devletler kuruldu. Sömürgeciliğin yerini mandacılık aldı. Cemiyet-i Akvam kuruldu. Cumhuriyet rejimleri batıda ağırlık kazanırken, Rusya’da sosyalist yönetimler, İtalya’da faşist idareler yönetime geldi.

 


Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    GAZETE MANŞETLERİ

    HAVA DURUMU

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    ANKET Sonuçlar Tümü

    ?ÇANAKKALE'YE AVM YAPILSIN MI?

    NAMAZ VAKİTLERİ

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    EN ÇOK YORUMLANANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    e-gazete

    SENDE YAZ

    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV